Haz 20, 2017
1267 İzleme
4 0

UÇAKLAR VE UÇMA TUTKUSU

Editör:

UÇAKLAR VE UÇMA TUTKUSU…

11-12 yaşlarındayken babamın kocaman çift kadranlı BİSAN bisikletini alır kendime göre uzak ve özel yerlere giderdim. Yalnız kalmaktan hoşlandığım bu yerlerden biri de, Afyon-Konya kara yolunun kenarında bulunan askeri hava alanıydı. O zamanlar her iki yanı sapsarı buğday tarlaları arasından geçen dar ve dümdüz giden bir yoldan ulaşılırdı. Şimdi şehrin tam ortasında kaldığını tahmin ediyorum. Oraya hiçbir arkadaşımı götürmez, gittiğimi de söylemezdim. Benim gittiğim bu yol da, askeri hava alanının yan yol girişiydi. Nizamiyesinde genelde asker bulunmuyordu. Sadece kapı girişine yakın noktadaki gözetleme kulesinde askerler bekliyor. Bazı gidişlerimde o kulelerde de hiç asker bulunmaya biliyordu. Benim bu hava alanında en sevdiğim tabii ki, eğitim için inen ve kalkış yapan F16 ve F4 uçaklarını altlarındaki aksamları inceleyerek seyretmekti. Her gidişimde mutlaka uçuş oluyordu. Çünkü oraya gideceğim günlerde şehirden uçakların geçip geçmediğine bakardım. Uçuşların arasında buğday tarlalarının ortasında dolaşır, yere yatar ve gökyüzünü izlerdim. Cırcır böceklerinin sesini dinlerdim.

Bir gün nizamiyede ve kulede nöbetçi olmadığını görerek, uçakları yakından görmek üzere içeri girmeye karar verdim. Yakalanırsam ne olur diye düşünmedim bile. Merakım o kadar had safhadaydı ki, bir uçağa ellerimle dokunmak için neler vermezdim! Metrelerce yükseklikteki dikenli telleri kısa sürede aşacak kadar atik, cılız bir çocuktum. Aynı savaş filmlerindeki gibi siperden sipere iki büklüm, saklanarak ilerliyordum. Arada sırada iç yoldaki askeri araçların ve askerlerin uzaklaşmalarını bekliyordum. Şaşırtıcıdır ki, dikenli telleri aşmadan önce gözüme kestirdiğim uçak hangarlarına kadar kimseciklere gözükmeden ulaşabilmiştim.

uçaklar uçaklarUÇAKLAR VE UÇMA TUTKUSUdeli kafalar ucmak 1 1

 

Hangarın önüne geldim. Dakikalarca beklememe rağmen uzaklaşmayan askerler vardı. Sabredecek ve saklandığım yerden atik bir şekilde koşup, çok yaklaştığım hedefime ellerimle dokunacak, hayranlıkla ihtişamını seyredecektim. İçimden uçağın yakından ne kadar büyük olduğunu düşünürken ensemden güçlü ve koca elleriyle yakalayan bir askerin sert darbesiyle beynim zonkladı. Ayaklarım neredeyse yerinden kesilmişti.

Kalbim ağzımdan değil, götümden çıkacaktı sanki!

 “sen ne bok yiyorsun lan burada”

Diyen bağırmaktan kalınlaşmış sese, ince ağlamaklı bir sesle cevap verdim.

uçaklara bakacaktım abi, valla casus değilim”

Hay dilimi eşekarısı soksun emi, nerden çıkardın lan Fatih? Casus…

“bakseeeen casus değilmiş. Lan oğlum kocaman yüz dilde yazılmış tabelaları okumadın mı? Askeri bölge girilmez! Girersen suç işlemiş olursun!”

“Affet abi, haklısın. Valla kötü bir niyetim yok. Ben uçak pilotu olucam. Çok merak ediyorum uçakları. Arada sırada gelip, buradaki uuuuuçakları sese seyrediyorum. O kadar güzeller ki, ve memerak ettim”

“yürü derdini komutana anlat bakalım. Artık seni ne yapar bilemem”

Beni ite kaka küçük bir idare binasına soktu. Bu arada birkaç asker daha merakla yanımıza gelmiş, binanın önünde akıbetimin ne olacağını merak ediyorlardı. Komutan beni görünce askere ve bana anlamsız, ruhsuz bir bakış attı.

“efendim bu çocuk telleri aşarak alana girmiş. Hatta hangarın önündeki siperlere kadar ulaşmış”

“Neden girdin”

“ko ko komutanım. Ben ben ilerde pilot olucam da, uçakları önceden göreyim istedim. Valla kötü bir niyetim yok”

“bak evladım öyle her istediğin yere giremezsin. Hele de böyle bir yere. Sen kimsin, nesin? Kimliğin falan var mı? Ailen kimler?”

Bir yığın sorgudan ve sualden sonra komutan ikna oldu. Ben yine de son bi şirinlik yapıp;

“komutanım ne olur izin verin, uçaklara dokunayım. Bir kere yakından göreyim”

“Bu senin cezan olacak ufaklık. Onlara uzaktan bakmak bile yasak sana. Bu dikenli tellere bir daha yaklaştığını görürsem yasal işlem yaptırırım. Şimdi seni ön kapıya kadar götürüp, orada bir rapor tutup seni salacaklar. Ama sakın bir daha bunu deneme. İçeride casus var diye vururlar. Ölürsün…Ciddi bir durum bu. Şakası yok!”

Ön kapıya kadar askeri bir jiple beni götürdüler. İfadem alındı. Ailemi arayacaklarını söyleyip, ev telefonunu falan aldılar. Ama hiç ailem aranmadı. Ben arka yolda kalan bisikletimi almak için yine hava alanının çevresini tavaf ettim. Bisikletime yaklaştıkça heyecanlandım. Ha şimdi tekrar beni burada görürlerse yandığım andır diye titredim. Yakalanmam beni bu işten alı koydu mu? Kısmen evet. Bir daha hava alanına girmeyi denemedim ama dikenli tellerin yakınına gidip uçakları seyretmeye devam ettim.

Şimdi yaş kırka dayadı. Sayısız uçak yolculuğum oldu. Hava alanlarını, uçakları hep sevdim. Pilot olmayı hiç istemedim. Ben uçak yolcusu olmayı seviyorum. Her ay en az 2 uçuşum oluyor. Sıkça uçtuğum Türk hava yolu şirketleri THY, Pegasus, Sunexpress Türk Hava Yolları ama her zaman THY binmiyorum. İzmir’den gelirken bazen Pegasus’u da kullanıyorum. İskandinavya’da Norvegian Air firmasını tek geçerim. Hem ucuz, hem de harika uçakları, elemanları var. Türkiye-Avrupa arasındaki uçuşlarda tercihim genelde THY…

 

UÇAKLAR VE UÇMA TUTKUSU... 11-12 yaşlarındayken babamın kocaman çift kadranlı BİSAN bisikletini alır kendime göre uzak ve özel yerlere giderdim. Yalnız kalmaktan hoşlandığım bu yerlerden biri de, Afyon-Konya kara yolunun kenarında bulunan askeri hava alanıydı. O zamanlar her iki yanı sapsarı buğday tarlaları arasından geçen dar ve dümdüz giden bir yoldan ulaşılırdı. Şimdi şehrin tam ortasında kaldığını tahmin ediyorum. Oraya hiçbir arkadaşımı götürmez, gittiğimi de söylemezdim. Benim gittiğim bu yol da, askeri hava alanının yan yol girişiydi. Nizamiyesinde genelde asker bulunmuyordu. Sadece kapı girişine yakın noktadaki gözetleme kulesinde askerler bekliyor. Bazı gidişlerimde o kulelerde de hiç asker bulunmaya biliyordu. Benim bu hava alanında en sevdiğim tabii ki, eğitim için inen ve kalkış yapan F16 ve F4 uçaklarını altlarındaki aksamları inceleyerek seyretmekti. Her gidişimde mutlaka uçuş oluyordu. Çünkü oraya gideceğim günlerde şehirden uçakların geçip geçmediğine bakardım. Uçuşların arasında buğday tarlalarının ortasında dolaşır, yere yatar ve gökyüzünü izlerdim. Cırcır böceklerinin sesini dinlerdim. Bir gün nizamiyede ve kulede nöbetçi olmadığını görerek, uçakları yakından görmek üzere içeri girmeye karar verdim. Yakalanırsam ne olur diye düşünmedim bile. Merakım o kadar had safhadaydı ki, bir uçağa ellerimle dokunmak için neler vermezdim! Metrelerce yükseklikteki dikenli telleri kısa sürede aşacak kadar atik, cılız bir çocuktum. Aynı savaş filmlerindeki gibi siperden sipere iki büklüm, saklanarak ilerliyordum. Arada sırada iç yoldaki askeri araçların ve askerlerin uzaklaşmalarını bekliyordum. Şaşırtıcıdır ki, dikenli telleri aşmadan önce gözüme kestirdiğim uçak hangarlarına kadar kimseciklere gözükmeden ulaşabilmiştim.   Hangarın önüne geldim. Dakikalarca beklememe rağmen uzaklaşmayan askerler vardı. Sabredecek ve saklandığım yerden atik bir şekilde koşup, çok yaklaştığım hedefime ellerimle dokunacak, hayranlıkla ihtişamını seyredecektim. İçimden uçağın yakından ne kadar büyük olduğunu düşünürken ensemden güçlü ve koca elleriyle yakalayan bir askerin sert darbesiyle beynim zonkladı. Ayaklarım neredeyse yerinden kesilmişti. Kalbim ağzımdan değil, götümden çıkacaktı sanki!  “sen ne bok yiyorsun lan burada” Diyen bağırmaktan kalınlaşmış sese, ince ağlamaklı bir sesle cevap verdim. “uçaklara bakacaktım abi, valla casus değilim” Hay dilimi eşekarısı soksun emi, nerden çıkardın lan Fatih? Casus... “bakseeeen casus değilmiş. Lan oğlum kocaman yüz dilde yazılmış tabelaları okumadın mı? Askeri bölge girilmez! Girersen suç işlemiş olursun!” “Affet abi, haklısın. Valla kötü bir niyetim yok. Ben uçak pilotu olucam. Çok merak ediyorum uçakları. Arada sırada gelip, buradaki uuuuuçakları sese seyrediyorum. O kadar güzeller ki, ve memerak ettim” “yürü derdini komutana anlat bakalım. Artık seni ne yapar bilemem” Beni ite kaka küçük bir idare binasına soktu. Bu arada birkaç asker daha merakla yanımıza gelmiş, binanın önünde akıbetimin ne olacağını merak ediyorlardı. Komutan beni görünce askere ve bana anlamsız, ruhsuz bir bakış attı. “efendim bu çocuk telleri aşarak alana girmiş. Hatta hangarın önündeki siperlere kadar ulaşmış” “Neden girdin” “ko ko komutanım. Ben ben ilerde pilot olucam da, uçakları önceden göreyim istedim. Valla kötü bir niyetim yok” “bak evladım öyle her istediğin yere giremezsin. Hele de böyle bir yere. Sen kimsin, nesin? Kimliğin falan var mı? Ailen kimler?” Bir yığın sorgudan ve sualden sonra komutan ikna oldu. Ben yine de son bi şirinlik yapıp; “komutanım ne olur izin verin, uçaklara dokunayım. Bir kere yakından göreyim” “Bu senin cezan olacak ufaklık. Onlara uzaktan…

Ne kadar beğenilmiş?

Ne kadar beğendin? Mutlaka söyle bize. Hadi aşağıdaki yıldızlara tıkla...

User Rating: Be the first one !
0
kategori:
Deli Kafalar · Fatih

İnceleme Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir